Osmanlı’dan günümüze yapılagelmiş batılıların
bile kıskandığı eserlerin sahibi Mimar
Sinan, Kayseri’nin Ağırnas ilçesinde
dünyaya geldi. 1494-1499 yılları arasında
doğduğu tahmin edilen Sinan, çocuk yaşta
babasıyla birlikte Kayseri’nin büyük eserlerini
tamir etmeye giderdi. Aslında yapıları
tamir etmenin dışında, eserleri incelemeye
ve yorumlamaya o zamandan başladı
Sinan. Onun böyle kendince meraklarının
oluşu aynı mayayı çocukluğunda taşıdığının
da bir işaretiydi. Sinan’ın yaptığı bu
tetkikler, günün birinde tahtta olan Yavuz
Sultan Selim’in talarından süregelen, dışarıdan
“devşirme” geleneğine Anadolu’yu da
katması, bu genç insana geleceğin kapısını
aralayacaktı.
Yavuz Sultan Selim 1512’de tahta çıkar çıkmaz
Anadolu’dan Yeniçeri ocağına asker
alma kararı aldı ve sonra bütün sancaklara
talimat verdi. Sıra Kayseri’ye geldiğinde bütün
köyler tarandı. Seçilen yetişkin, olgun
ve kabiliyetli gençler arasında Sinan da
vardı. Ne kadar annesinin rızası olmasa da
babası onu listeye yazdırmıştı. Sinan evin
önünden atına bindi, annesi arkasından
bir kova su döktü: “Allah seni bize ve devletimize
bağışlasın” dedi.
|